Demokratik Kitle Örgütü mü, Sermaye Örgütü mü?

Türkiye, komedyen Deniz Göktaş’ın yalnızca söz söyleme ve eleştiri hakkını kullandığı için gözaltına alındığı, ifade özgürlüğünün ve hukukun giderek daraldığı günlerden geçiyor. Toplumun her kesiminde bu baskı ikliminin ağırlığı hissedilirken; dışarıya karşı “demokrasi” söylemlerini dilinden düşürmeyen Makina Mühendisleri Odası (MMO) İstanbul Şube yönetiminin, kendi iç işleyişinde sergilediği tahammülsüzlük ve tasfiyeci pratikler tek kelimeyle trajikomik bir tablo yaratıyor. Dışarıda antidemokratik baskılara itiraz edip içeride kendi meslektaşına komisyon kapılarını kapatan bir anlayışın, topluma söyleyeceği sözün hiçbir hükmü yoktur.

Seçimlerin ardından MMO İstanbul Şubesi’nde antidemokratik icraatlar hız kesmeden devam ediyor. Geçtiğimiz aylarda Demokrat Danışma Kurulu’ndaki 17 mühendisin gece yarısı önergesiyle, hiçbir demokratik teamüle sığmayacak şekilde danışma kurulundan çıkarılmasının ardından, bugün de emekçi ve demokrat makina mühendislerinin meslek komisyonlarına dahi alınmadığı çok acayip günlerden geçiyoruz. Farklı sesleri susturmaya çalışan, muhalif iradeyi sistem dışına iten bu tutum, odanın köklü demokratik geleneğine vurulmuş ağır bir darbedir ve asla hafife alınamaz.

Makina Mühendisleri Odası bugün tarihi bir yol ayrımında duruyor. Ortaya çıkan bu ikilem, kurumun ilkelerinde ne yazdığından bağımsız olarak, fiiliyatta kimin çıkarlarını savunduğu sorusunun tam merkezinde yer alıyor. Önümüzdeki iki farklı yönelim ve aralarındaki zıtlık oldukça nettir:
Demokratik Kitle Örgütü: Gücünü binaların soğuk duvarlarından değil; tabanından, katılımcılıktan, çok seslilikten ve mühendislik etiğinden alır. Komisyonlar ve demokratik kurullar, dar kadroların onay makamı değil; farklı fikirlerin özgürce tartışılarak mesleğin, emeğin ve toplumun yararına kararların üretildiği asıl üretim alanlarıdır.
Anti-Demokratik Sermaye Örgütü: Farklı sesleri dışlayarak kurumu şeffaflıktan tamamen uzaklaştırır. Karar alma süreçleri dar bir kadroya hapsolur ve kurum, üyelerinin haklarından ziyade belirli statükoların veya sermaye gruplarının çıkarlarını koruyan bürokratik bir aygıta dönüşür.

Bir meslek odasının asıl gücü tüzüklerinde, çalışma programlarında, makam odalarında veya binalarında değil; mühendislerin o yapıya duyduğu sarsılmaz güvende ve demokratik katılımında yatar. Demokrat zeminlerden demokratları tasfiye ederek yola devam edilemez. Bu dışlayıcı politikalardaki ısrar, kurumu içten içe çürütmekte ve mesleki dayanışmaya telafisi zor zararlar vermektedir.

Mevcut yönetimin şapkasını önüne koyup net bir karar vermesi gerekiyor:
Ya bu antidemokratik, nobran uygulamalara derhal son verip odayı yeniden çok sesli, demokratik bir zemine kavuşturacaksınız; ya da her gün yeni bir antidemokratik hamle ile tüm birikim ve değerleri ayaklar altına alıp, mühendislerin bu yapıya olan güvenini tamamen yok edeceksiniz.

Tercih sizin. Ancak unutulmamalıdır ki; kendi içerisinde demokrasiyi yok sayan hiçbir yapı, dışarıdaki karanlığa ışık olamaz.

Ahmet Gürbüz – Makina Mühendisi
Bülent Öntaş – Makina Mühendisi

04.07.2026