TMMOB’nin İki Yüzü: Hak Savunuculuğu ve İşverenlik

TMMOB, 1954 yılından bu yana 6235 sayılı kanun çerçevesinde faaliyet gösteren, kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur. 70’li yıllardan itibaren emekten, demokrasiden ve halktan yana tavrıyla bilinir. TMMOB; mühendis ve mimarların asgari ücret mücadelesinden güvencesizliğe karşı duruşuna kadar geniş bir yelpazede emek savunuculuğu yapar.

TMMOB’de 750 bin üyenin yanı sıra, örgütün işleyişini sağlayan binlerce profesyonel çalışan mevcut: Oda teknik görevlileri (mühendis/mimar kadroları), şube idari sekreterleri, büro emekçileri, sosyal işletme/lokal çalışanları, yardımcı hizmetlerde çalışanlar vb.

TMMOB, kamusal alanda güçlü bir “hak savunucusu” olmakla birlikte, kendi iç ilişkilerinde yasal olarak “işveren” konumundadır. Bu iki parçalı yapı, TMMOB ve bağlı Odalarda çalışan işçilerin hak mücadelelerinde pek çok sorun yaratmaktadır. (Ücretli çalışan herkes işçidir, TMMOB ve bağlı Odalarda çalışan mühendis ve mimarlar da işçidir.)

“Oda aidiyeti” ile hak taleplerinin baskılanması

Odalarda en sık karşılaşılan yönetici reflekslerinden biri, çalışanlardan kurumsal misyonla özdeşleşmelerini beklemektir. Meslek odalarının yönetim kurulları, komisyonları, danışma kurulları vb. gönüllülük esasıyla çalışır. Ancak bu durum profesyonel çalışanlara da yansıtılmakta; hak talepleri “Burası bir şirket, bir işletme değil, mücadele örgütü” argümanıyla değersizleştirilmektedir.

Odaların gelirleri (üye aidatları, Serbest Müşavirlik Mühendislik Büroları Tescil ve Mesleki Denetim ücretleri, meslek içi eğitim ve belgelendirme ücretleri vb.) iktidar baskıları, üye kayıpları ve/veya ekonomik kriz nedeniyle daralmaktadır. Bu durum, çalışanların ücretlerinin ve sosyal haklarının azaltılmasına gerekçe gösterilmektedir.

Bu konuların MMO İstanbul Şube özelindeki yansıması ise çok daha vahim bir çelişkiyi ortaya koymaktadır. Bir yanda Şube yönetimi Oda emekçilerinin, 4857 sayılı İş Kanunu’nda yer almasına rağmen en temel haklarını, ekonomik krizi bahane ederek ödememekte, diğer yanda ise dışarıdan sağlanan hizmetler, araçlar, açıklaması olmayan yönetim kurulu giderleri, kahvaltı sofraları, kokteyller, seçim dönemi ikramları ve onur/plaket törenleri için sınırsız bir bütçe kullanılabilmektedir.

Geçmişe oranla ciddi oranda artırılan yönetim kurulu harcamaları, Makina Hangar projesine gömülen devasa bütçeler ve emek düşmanı söylemlerin baş tacı edildiği videolar, podcastler; şubenin önceliklerinin oda emekçilerinden ve çalışanlarından yana olmadığını açıkça göstermektedir.

Esnek çalışma ve yoğunlaştırılmış mesai

Hafta sonlarına yayılan kongreler, eğitimler, şube genel kurulları ve Oda genel kurulları süreçlerinde; çalışanlar yoğun olarak fazla mesai yapmaktadır. Bu çalışmaların karşılığı olan yasal fazla mesai ücreti genellikle ödenmemekte; olası tepkileri azaltmak adına “izin” verileceği belirtilmektedir. Ancak iş yoğunluğu vb. bahanelerle bu izinler de 4857 sayılı İş Kanunu’na uygun bir şekilde kullandırılmamaktadır. Bu iş düzeninde, çoğunlukla günlük çalışma süresi 11 saatlik yasal sınırı geçmekte, fazla mesai kayıtları usulünce tutulmamaktadır.

Özellikle iş ekipmanlarının periyodik kontrollerinde ve belediyelerle yapılan protokoller kapsamında gerçekleştirilen asansör denetimlerinde görevli mühendisler; günlük denetim kotaları baskısı altında ve zaman zaman işçi sağlığı ve iş güvenliği risklerine açık biçimde çalıştırılmaktadır.

Sendikal örgütlenme karşısındaki direnç

TMMOB ve bağlı odalardaki en büyük paradokslardan biri de sendikalaşma süreçlerinde yaşanmaktadır.

Zaman zaman odalarda çalışan sendikalı işçiler ile oda yönetimleri arasındaki Toplu İş Sözleşmesi (TİS) süreçleri tıkanmakta; iş bırakma aşamasına –düşünsel olarak dahi– gelindiğinde yönetimler tarafından bu durum “odanın yıpratılması” olarak değerlendirilebilmektedir.

Mühendisler, sendikalarda örgütlenmek veya kendi sendikalarını kurmak istediklerinde, yönetim kademelerinden ciddi dirençlerle karşılaşabilmektedir.

Ne acıdır ki aynı yönetimler; başka meslek alanlarında sendikal mücadeleler verildiğinde destek olmaktan geri durmamaktadır. Örneğin, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasının onurlu ve haklı mücadelesinde, öğretmenlerin mesleki ve özlük hakları eylemlerinde dayanışma içinde olduklarını kamuoyuna gururla ilan etmektedirler.

Çelişkinin siyasal sonuçları

Oda emekçilerinin haklarına karşı yapılan olumsuz tutum ve davranışlar, sadece çalışanların mağduriyetine yol açmakla kalmayıp örgütün toplumsal ve siyasal meşruiyetine de zarar vermektedir.

Mühendislerin asgari ücret hakkını savunan bir Odanın, kendi bünyesinde çalıştırdığı üyelerine hak ettikleri taban ücretleri, fazla mesaileri ve sosyal hakları vermemesi, muhatapları (kamu otoritesi ve özel sektör işverenleri) karşısında TMMOB’nin elini zayıflatmaktadır.

Odalara büyük ideallerle giren genç mühendisler, güvencesiz, uzun süreli çalışma koşullarıyla karşılaştıklarında, meslek örgütlerine karşı derin bir yabancılaşma ve güvensizlik hissetmektedir.

Çeşitli alanlarda hizmet üretimi yapılmasına rağmen, 4857 sayılı İş Kanunu’na aykırı olarak “işveren olmadığı” söylemini rahatlıkla kullanan yönetim kurulları, diğer yandan Oda çalışanları üzerinde “mutlak işveren” refleksi geliştirebilmektedir. Bu da, oda içi demokrasiyi zedelemektedir.

Çözüm yolu: Çalışma ilişkilerinin demokratikleştirilmesi ve kurallara bağlanması

TMMOB ve bağlı odaların tarihsel misyonuna yaraşır bir tutarlılık sergilemesi için, kendi içindeki çalışma ilişkilerini acilen demokratikleştirmesi ve kurallara bağlaması gerekir.

TMMOB’nin tüm birimlerinde geçerli olacak; çalışma saatlerini, yasal fazla mesai ücretlerini ve yıpranma paylarını güvence altına alan, standart ve şeffaf bir istihdam yönetmeliği oluşturulmalı ve eksiksiz uygulanmalıdır.

Oda yönetimleri, çalışanların sendikal örgütlenme hakkını bir “tehdit” olarak değil, örgütün öz-demokrasisinin bir parçası olarak görmeli; TİS süreçlerini şeffaf, emekçiler lehine ve uzlaşmacı bir şekilde yürütmelidir.

TMMOB’nin her yıl belirlediği “Mühendis, Mimar ve Şehir Plancısı Asgari Ücreti”, amasız ve fakatsız bir şekilde Oda bünyesinde çalışan tüm teknik personele taban ücret olarak uygulanmalıdır.

Eksikliklerine rağmen TMMOB’nin dışarıda yürüttüğü haklı ve onurlu emek mücadelesi, Odalarda çalışan emekçilerin haklarını eksiksiz teslim ettiğinde ve onlara tam iş güvencesi sağladığında gerçek anlamına kavuşacaktır.

 

Emekçi Demokrat Mühendisler Sendikalaşma Çalışma Grubu