Emekçi Demokrat Mühendisler (EDM), TMMOB MakinaMühendisleri Odası İstanbul Şubesindeki komisyonlara alınmıyorlar. Bu antidemokratik, dışlayıcı tutum daha önce şube üyelerinin Danışma Kurulundan atılması şeklinde de gerçekleşmişti.
Mühendisler ve mimarlar aynı tutumla, Maden Mühendisleri Odası İzmir Şubesinde ve Mimarlar Odası Ankara Şubesinde de karşılaştılar.
Odalara üye mühendis ve mimarlara dönük bu tutumlarla ilgili, Emekçi Demokrat Mühendisler olarak bir açıklama yayınladık. Açıklamanın tam metni şöyle:
Gerçek Krizler Kapıdayken, Odalarda Demokratik ve Katılımcı Kültürü Kaybediyoruz
TMMOB, tarihsel gelişimi boyunca mühendislerin hak mücadelesini, teknik doğruları, bilimsel gerçekleri ve kamusal faydayı savunan en önemli kalelerden biri olmuştur. Ancak bugün, mühendislik mesleği köklü bir yapısal dönüşüm, sınıfsal aşınma ve tarihsel bir kriz yaşarken; TMMOB’nin çeşitli düzeylerde yönetim koltuklarında oturan, sol görünümlü,liberalizme meyilli, sermaye yanlısı bürokratik elitleri; kendi tabanlarına karşı tasfiye, dışlama ve antidemokratik politikalar yürütmektedir.
TMMOB MMO İstanbul Şubesi’nde başlayıp diğer odalara da sirayet etmeye başlayan bu ötekileştirici ve kurumsal kastlaşma pratikleri, odaların demokratik kitle örgütü niteliğini ve geleceğini tehdit etmektedir. Ortak akıl, çoğulculuk ve demokratik katılım gibi ilkeleri aşındırıp, piyasacı kavramları öne çıkaran bu anlayış, TMMOB üzerinde derin ve karanlık gölgeler bırakmaktadır.
Mühendisliğin gerçek gündemi, proleterleşme, işsizlik ve güvencesizleşmedir
Bugün Türkiye’de mühendislerin öncelikli gündemi derinleşen sınıfsal yıkımdır. Meslek mensupları çok boyutlu krizlerle karşı karşıyadır:
Bir dönem “orta sınıf” olarak konumlandırılan, görece yüksek bir refaha ve teknik özerkliğe sahip olan mühendisler, günümüzde büyük ölçüde güvencesiz, esnek ve kuralsız çalışma koşullarının hâkim olduğu “ofis ve saha işçilerine” dönüşmüştür. Teknik yetkinlikler değersizleştirilmekte, mühendislik emeği her geçen gün daha da ucuzlatılmaktadır.
Özellikle yeni mezun mühendisler arasında işsizlik oranları ürkütücü boyutlara ulaşmıştır. Bunun da ötesinde, TMMOB ile SGK arasındaki asgari ücret protokolünün tek taraflı feshinin ardından, pek çok genç meslektaşımız mühendislik unvanına rağmen yasal asgari ücret sınırında ve hatta bunun da altında çalışmaya zorlanmaktadır.
Yıllarca ülkenin sanayisine, altyapısına ve üretimine emek veren mühendisler, bugün açlık sınırının çok altında kalan emekli maaşları ile hayatta kalma mücadelesi vermektedir.
Gerçek sorunlar karşısında yönetimler tasfiyeci tutum sergiliyor
Mühendislerin büyük sınıfsal çöküşü yaşadığı ve örgütsel dayanışmaya en çok ihtiyaç duyduğu bir dönemde, oda yönetimlerinin içe dönük, tasfiyeci ve dışlayıcı bir tutum sergilemesi, meslek örgütlerinin kendi tabanından ne derece koptuğunun trajik bir kanıtıdır. Bu kaygı verici eğilimin somut örnekleri ardı ardına yaşanmaktadır:
Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi örneği
Geçtiğimiz aylarda yaşanan gelişmeler bu antidemokratik dalganın ilk vahim örneğidir. Şubenin Demokrat Danışma Kurulu’nda yer alan 17 mühendis, demokratik teamülleri ve oda çalışma ilkelerini tamamen hiçe sayan bir gece yarısı önergesiyle kuruldan tasfiye edilmiştir.
Bu antidemokratik uygulama, emeğiyle var olan ve muhalif kimliğiyle bilinen emekçi demokrat mühendislerin en temel mesleki komisyonlara dahi kabul edilmemesiyle sürdürülmektedir. Şimdiye kadar, başvuruda bulunan 5 mühendisin 12 komisyon başvurusu kabul edilmemiştir.
Bu durum, oda yönetimlerinin alternatif öneriler sunan muhalif üyeleri sistemin dışına itme arzusunu açıkça ortaya koymaktadır.
Maden Mühendisleri Odası İzmir Şubesi örneği
Benzer bir kurumsal kastlaşma ve dışlama pratiği çok kısa bir süre sonra Maden Mühendisleri Odası İzmir Şubesi’nde de vücut bulmuştur. Şubenin 17. Dönem genel kurul seçimlerinde aday olan, çoğunluğu genç meslektaşlardan oluşan “Çağdaş Maden Mühendisleri – Mavi Liste” ekibi, seçimlerin hemen ardından sistemli bir biçimde danışma kurulu ve komisyonlardan uzaklaştırılmış, çalışma gruplarına dahil edilmemiş, yazılı başvuruları reddedilmiştir.
Mimarlar Odası Ankara Şubesi örneği
Mimarlar Odası Ankara Şubesinde, yönetimi 5’e 2 çoğunlukla elinde tutan sağcılar, aralarında eski şube başkanı TezcanKarakuş Candan’ın da bulunduğu dört üyeyi başvurdukları komisyonlara almamıştır. Ayrıca YK toplantılarının öğle saatlerinde yapılmasına karar verilmiştir Bu tutum, ücretli çalışan ve izin alma imkânı bulunmayan YK üyesini yok saymak demektir.
Danışma Kurulları ve Komisyonlar kimsenin tekelinde değil
TMMOB ve bağlı odaların danışma kurulları ve uzmanlık komisyonları, yalnızca mevcut yönetim kurullarını veya egemen grupları destekleyen, onların kararlarını onaylayan “uyumlu” üyelerden müteşekkil birer “noter” organı olamazlar.
Tam aksine bu organlar; üyelerin bilgi, birikim ve saha deneyimlerini oda süreçlerine aktardığı, farklı teorik birikimlerin ve pratik deneyimlerin özgürce tartışılabildiği, yapıcı eleştirilerle ortak aklın üretildiği ve mühendisin haklarının savunulduğu katılımcı alanlardır.
Eleştiriyi yıkıcı bir tehdit olarak algılayan ve kendisini “mutlak karar merci” olarak konumlandıran yönetim anlayışları, odaları üyeden kopuk, hantal ve işlevsiz bürokratik aygıtlar haline getirmektedir. Mühendis işsizliğine, asgari ücret gasbına ve proleterleşmeye karşı güçlü ve birleşik bir mücadele hattı örmesi gereken odalar, enerjilerini içeride koltuk korumaya ve kendi meslektaşlarını ötekileştirmeye harcamaktadır. Bu alanların muhalif seslere kapatılması, özellikle genç meslektaşların demokratik süreçlere katılım iradesini kırmakta ve örgütlenme inancını zayıflatmaktadır.
Kitle örgütlerini ayakta tutan ilkelerdir
Mühendislerin içinden geçtiği bu tarihsel kriz döneminde, meslek odalarının yapması gereken şey kendi üyelerini “muhalif” ya da “yandaş” diye bölerek dışlamak değil; güvencesizliğe, işsizliğe ve sömürüye karşı omuz omuza bir mücadele örgütlemektir.
Demokratik meslek odalarının gücü, tek tipçi bir biat kültüründen değil, çok sesli ve çoğulcu bir katılımdan beslenir.
TMMOB ve bağlı odaları ayakta tutan; dar grupçu, tasfiyeci bürokratik yönetim anlayışları değil; adalet, eşitlik, çoğulculuk gibi ilkelerdir. Mühendislerin hak, emek ve onur mücadelesi her türlü koltuk hesabından büyüktür. Ortak mekânımız olan odaların kapıları sömürüye karşı ses çıkaran, odaya emek vermek isteyen tüm meslektaşlarımıza koşulsuz açık olmalıdır.
EMEKÇİ DEMOKRAT MÜHENDİSLER
