19 Eylül’de; ekonomik krize, anti demokratik uygulamalara ve odalarımızdaki piyasacı dönüşüme karşı sesimizi yükseltiyoruz!

Bugün 19 Eylül. Mühendis, mimar ve şehir plancılarının Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) öncülüğünde, 19 Eylül 1979’da gerçekleştirdiği iş bırakma eyleminin 47. yıldönümü. Bizler, her yıl bu günü “Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Dayanışma Günü” olarak kutluyoruz.

Bugünü, aynı zamanda içinden geçtiğimiz derin ekonomik krizin, anti demokratik uygulamaların ve kendi meslek örgütlerimizde yaşanan yapısal aşınmaların muhasebesini yaptığımız bir gün olarak görüyoruz.

Mühendisler işçi sınıfının parçasıdır

1979 yılında, ekonomik krizin, faşist baskıların ve hayat pahalılığının tırmandığı günlerde, TMMOB’nin çağrısıyla 49 ilde ve 443 iş yerinde on binlerce mühendis, mimar ve şehir plancısı iş bıraktı. TMMOB başkanı Teoman Öztürk ve yoldaşlarının önderliğinde yürütülen bu mücadele, teknik elemanların mücadelesinin işçi sınıfının mücadelesinden ayrılamayacağını herkese gösterdi.

O gün sokakları ve fabrikaları dolduran mühendisler, sadece kendi çıkarlarını ya da özlük haklarını düşünmediler. Ülkenin bağımsızlığı, halkın refahı ve faşizme karşı demokrasi mücadelesi için iş bıraktılar. Teoman Öztürk’ün tarihe kazınan “Yüreğimizdeki insan sevgisini ve yurtseverliği; baskı, zulüm ve engelleme yöntemleriyle söküp atamayacaklarını bir kez daha haykırıyoruz” sözü bu mücadele sırasında söylendi. Bilimin ve tekniğin halkın hizmetinde olması gerektiği anımsatıldı.

Bugünün gerçeği; derinleşen işsizlik, sefalet ücretleri, demokrasi krizi

Geçmişte yürütülen bu kitlesel eylemler, mitingler ve direnişler, TMMOB’yi bir meslek örgütü olmasının yanında, Türkiye emek hareketinin en güçlü örgütlerinden biri haline getirdi.

Bugün 2026 Türkiye’sine baktığımızda, 1979’un faşizan baskılarını ve ekonomik krizini aratmayan katmerli bir karanlıkla karşı karşıyayız. Genç mühendisler, mimarlar ve şehir plancıları üniversitelerden mezun oldukları gün işsizlik ordusuna katılıyor. Kontenjanların plansızca artırılması, niteliksiz eğitim politikaları, mesleğimizi itibarsızlaştırmış durumda.

Çalışabilen meslektaşlarımız ise asgari ücret sınırına gerileyen sefalet ücretlerine, güvencesizliğe mahkûm ediliyor. Şantiyelerde ve ofislerde mobbinge uğruyor. Kamuda çalışan mühendislerin özlük hakları tamamen eritildi, teknik yetkileri tırpanlandı ve liyakat rafa kaldırıldı.

Daha da vahimi, ülkede yaşanan derin demokrasi krizi, bilimin ve tekniğin halkın yararına uygulanmasını imkânsız kılıyor. Hukukun üstünlüğü yok ediliyor, anayasal haklar askıya alınıyor, en temel ekonomik demokratik haklar, sendikal haklar polisiye tedbirlerle engelleniyor. Ülke; rantiyeci faizci politikalarla, doğa talanıyla, yoksulun daha da yoksullaştırılmasıyla giderek büyük bir felakete sürüklenmektedir. Demokrasinin olmadığı bir ülkede, ne işçinin, ne mühendisin ne de mimarın hakkı korunabilir.

TMMOB, politik olarak etkisiz ve eylemsiz

Tam da bu süreçte, TMMOB’nin ve bağlı odaların mevcut durumunu masaya yatırmak, emekçi demokrat mühendislerin kaçınılmaz görevidir. Ülke yangın yeriyken, işçi sınıfı ve halk perişan durumdayken, TMMOB ve bağlı Odaların yönetimlerinin politikaya müdahalede sergilediği etkisizlik ve çekingenlik kabul edilemez.

TMMOB, salon toplantılarına sıkışmış bir şekilde, sadece yazılı basın açıklamalarıyla muhalefet ediyormuş gibi yapıyor. Tabanından kopuk bir şekilde eylemsizlik sarmalına sürüklenmiş durumda.

Sokakta, fabrikada, şantiyede ve meydanlarda kitlelerle birlikte harekete geçecek, toplumsal muhalefetin parçası olacak kurumsal irade ortada görünmüyor. 1979’da hayatı durduran iradenin yerini, bugün statükoyu korumaya çalışan bürokratik bir hantallık aldı.

Odalar “hizmet üretimi” adı altında piyasacı dönüşüm yaşıyor

Bu etkisizliğin temel nedeni, özellikle Makina Mühendisleri Odası (MMO) başta olmak üzere, odalarımızda uzun süredir yerleşmeye çalışan “hizmet üretme” ve “piyasaya iş yapma” mantığıdır.

Odalarımız, mühendisleri, mimarları ve şehir plancılarını örgütleyen, üyelerinin haklarını savunan birer mücadele örgütü olmaktan çıkarılıp; periyodik kontrollerden, vizelerden ve eğitimlerden gelir elde etmeye odaklanan, adeta birer ticari işletme veya holding mantığıyla yönetilen yapılara dönüştürülmektedir.

Bunun en somut ve ibretlik örneği “Makina Hangar” projesidir. Bilimi, tekniği ve mühendisliği halk yararına üretmesi gereken MMO, Makina Hangar çatısı altında kapitalist şirketlerle, tekellerle ve endüstriyel devlerle işbirliği yapmaktadır.

Sermayenin sponsorluklarıyla, plazaların diliyle ve neoliberal inovasyon masallarıyla mühendislik yapılamaz! Meslek örgütümüzü sermayenin arka bahçesi haline getirmeye çalışan bu projeler, Teoman Öztürklerin “halkın safındaki TMMOB” çizgisine açık bir ihanettir.

MMO İstanbul ve İzmir şubelerindeki işten çıkarmalar kabul edilemez

Piyasacı mantık, kaçınılmaz olarak kendi hukuksuzluğunu da beraberinde getiriyor. Son dönemde MMO İstanbul ve İzmir şubelerinde yaşanan işten çıkarmalar, piyasaya hizmet üretmeye odaklanan odalarımızın geldiği içler acısı durumu gözler önüne seriyor.

Emeğin hakkını savunduğunu iddia eden, her fırsatta işçi haklarından bahseden bir mesleki demokratik kitle örgütünün, kendi bünyesinde çalışan emekçileri, mühendisleri ekonomik gerekçelerle veya muhalif sesleri kısmak adına işten çıkarması büyük bir ikiyüzlülüktür. MMO İstanbul ve İzmir şubelerinde işten atılan arkadaşlarımızın hak arama mücadelesi, bizim de mücadelemizdir. Sendikal hakları ve iş güvencesini hiçe sayan bu bürokratik yönetim anlayışını şiddetle kınıyoruz.

Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Dayanışma Günü’nde tüm meslektaşlarımıza ve halkımıza söz veriyoruz:

Odalarımızı şirketleştirmeye çalışan sermaye işbirlikçilerine, çalışanlarını işten atan piyasacı yöneticilere, memleketteki faşizan gidişata karşı başını kuma gömen bürokrasiye meydanı bırakmayacağız!

Bizler; bilimin ve tekniğin sermayenin değil, halkın çıkarına kullanıldığı; mühendislerin insanca yaşayacak ücretlere ve güvenceye kavuştuğu; demokrasinin ve özgürlüğün egemen olduğu bağımsız bir Türkiye mücadelesini büyüteceğiz. MMO’yu da TMMOB’yi de yeniden 1979’un devrimci, kamucu ve anti-kapitalist çizgisine döndürene kadar mücadele edeceğiz.

Yaşasın 19 Eylül Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Dayanışma Günümüz!

Yaşasın TMMOB’nin örgütlü ve devrimci mücadelesi!

Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!

EMEKÇİ DEMOKRAT MÜHENDİSLER