TMMOB ve bağlı odalar birer şirket değil, mesleki demokratik kitle örgütüdür

Geçtiğimiz günlerde TMMOB Makina Mühendisleri Odası İzmir Şubesi’nde sekiz mühendis çalışan (teknik görevli) Karşıyaka Belediyesi’yle yürütülen asansör kontrol protokolünün iptaliyle tetiklenen bir süreç sonunda işten çıkarıldı. Odalardan gelen işten çıkarma haberlerinin ilk olmadığını bildiğimiz gibi, son olmayacağını da biliyoruz. TMMOB’nin, bağlı Odalarının ve tüm Şubelerinin yönünü üyeye, sözünü emeğe çevirmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatan bu olay karşısında bir açıklama yayınlama gerekliliği doğmuştur.

Emekçi Demokrat Mühendisler olarak, yaşanan işten çıkarmaların piyasada faaliyet gösteren herhangi bir muayene kuruluşunda yaşanmış gibi ele alınmasını doğru bulmadığımız gibi; benzer olayların tekrarının yaşanmaması için, görevlerini yerine getirebilen daha güçlü bir Oda’yı ve dahası daha güçlü bir TMMOB’yi yaratacak yol haritasını tartışma sorumluluğunu üzerimizde hissediyoruz.

Odalarda güvencesiz çalışma biçimlerine son verilsin, mühendislerin emeğine sahip çıkılsın!

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), 1970’lerden itibaren benimsediği “mühendislerin sorunları ülke sorunlarından ayrılamaz” ilkesiyle, kamusal yararı, bilimi ve emeği savunmuş, her fırsatta mesleki demokratik bir kitle örgütü olduğunu ilan etmiştir.

Ancak bir süredir, başta Makina Mühendisleri Odası olmak üzere, TMMOB’ye bağlı bazı Odalar, kamunun tasfiye edilerek yerine piyasanın ikame edildiği yeni düzene uyum sağlamış, asli kuruluş ilkelerinden sapmaya, birer şirket gibi davranmaya başlamıştır. Kamuya ait birçok temel alan ticarileştirilirken, hayati önemdeki asansör, basınçlı kap, taşıma ve iletme makinaları ekipmanlarının periyodik kontrolleri gibi, kamunun elinde olması gereken pek çok denetim alanı da ticarileşmiştir. Makina Mühendisleri Odası, bu ticarileşme sürecini “kamusal denetim faaliyeti yürütmek” gerekçesi ile A Tipi muayene kuruluşu akreditasyonu alarak değerlendirmiş ve belediyelerle imzaladığı protokoller aracılığıyla teknik hizmet üretimine başlamıştır. Bu girişimcilik örneği, kamu yararını koruma niyeti taşıdığı ve kamusal denetim görevinin ifası olarak anlatılsa da bürokratik bir iktisadi işletme kimliği yaratmış, Odayı yüzlerce mühendisin istihdam edildiği bir teknik hizmet üreticisi haline getirmiştir.

Piyasa koşullarında teknik hizmet üreten her kurumda olduğu gibi, Odalarda da istihdam olanağı “iş alabildikçe var, iş alamayınca yok” olmakta, Odamızda halihazırda tartışma konusu olan mali durum da göz önüne alındığında güvenceli bir çalışan politikası yürütülmesini imkânsız hale getirmektedir.

Işıltılı fotoğraflar eşliğinde atılan protokol imzaları, kamusal hizmet alanının büyütülmesi müjdesi gibi sunulmakta; fakat bu imzalar akreditasyon biçimleri sebebiyle söz konusu teknik hizmetleri kamulaştırmadığı gibi hem meslektaşlarımıza güvencesiz çalışma alanları yaratmakta, hem de Odaların bu alanda faaliyet yürüten kendi üyelerine rakip olmasına yol açmaktadır.

Hizmet üretimi odaklı faaliyet Odaların asli işlevini aşındırmaktadır

Oda’nın piyasadaki diğer özel şirketlerle rekabet halinde teknik hizmet, ölçüm ve muayene hizmeti üretmesi ciddi varoluşsal krizler yaratmaktadır. Son işten çıkarmaların yaşandığı MMO İzmir Şubesi’nde üye aidatlarından elde edilen gelirin oranı toplam gelirlerin içinde %1 civarındayken, teknik hizmetlerden elde edilen gelirin oranı %80 civarındadır. İstanbul Şube’nin ise son üç döneminde detaylı mali tabloya web sitesinden ulaşılamamakta, yalnızca Oda Denetleme Kurulu raporlarındaki özet tablolardan fikir edinilebilmekte, benzer tablolar görülmektedir. Denetleme Kurulu raporları, Oda’nın üye odaklı değil teknik hizmet satışı odaklı bir yapı haline geldiğini göstermektedir

Piyasa koşullarında hizmet üreten ve satan bir yapıya dönüşen Odalar; maliyet hesapları, ciro hedefleri ve akreditasyon bürokrasisi içinde sıkışmakta, ülke sorunlarına müdahale etme ve kamu yararını savunma kapasitesini kaybetmekte, yerel yönetimlere karşı bağımsız politik tavır gösterme gücünü zayıflatmaktadır.

Ölçüm, denetim ve muayene gibi görevler yerel yönetimlerin veya bakanlıkların asli yükümlülüğüdür. Oda’nın bu alanları doldurması, kamunun tasfiyesini görünmez kılmakta ve kamuda güvenceli mühendis istihdamı talebimizi geri plana itmektedir.

Yüzlerce teknik görevli ve büro personeli çalıştıran MMO, kendi üyesine karşı da işveren konumuna gelmekte, ekonomik kriz veya kamu kurumlarıyla arasındaki protokollerin iptalleri sonucunda kendi kendini sıkıştırarak emekten yana davranamamaktadır. Odalarımızdaki hizmet üretimi yaklaşımı ve çalışan politikaları ilkelerimizin aksine, piyasa mantığıyla refleks göstermeye ve hızla emekçileri işten çıkarmaya yol açmaktadır. Oda ve Şube yönetimleri bir kısmı aynı zamanda Oda üyesi olan çalışanlar açısından “kötü” bir işveren olarak davranmakta, özellikle teknik görevlilerin sendikalaşmasına bile tahammül edememektedir.

Enerjisini belediyelerle yapılacak protokollere, şirketleri temsil eden sektör derneklerine ve sponsorluklar için şirketlerle iş bağlamaya harcayan Oda yönetimleri; acil bir örgütlenme ihtiyacı içindeki genç, güvencesiz ve işsiz üyeleriyle bağını koparmakta, dayanışma örgütü olmaktan her geçen gün biraz daha uzaklaşmaktadır.

MMO İzmir Şubesi’nde yaşananlar, TMMOB için alarm zilidir

Bu yapısal çelişkilerin en acı ve somut örneği yakın zamanda Makina Mühendisleri Odası İzmir Şubesi’nde yaşanmıştır. İzmir Şube’nin toplam asansör kontrol hacminin yaklaşık üçte birini oluşturan Karşıyaka Belediyesi’nin protokolü iptal etmesi sonucunda, meslektaşımız sekiz teknik görevli, işlerinin fiilen ortadan kalktığı gerekçesiyle işten çıkarılmıştır.

Ardından, çalışma arkadaşlarının ve meslektaşlarının işten çıkarılmasını Şube teknik görevlileri adına protesto eden dört teknik görevli, Şube çalışanları arasında ciddiye alınması gereken sert tartışmalara sebep olmuş ve devamında işten çıkarılmış, İzmir Şube’de son bir buçuk ayda işten çıkarılan mühendis sayısı 12’ye yükselmiştir.

Uzak ve yakın geçmişte gerçekleşmiş olan işten çıkarmalar TMMOB’nin tüm birimlerinde çalışan politikasının gözden geçirilmesi gerekliliğini yüzümüze vurmakta; TMMOB ilkelerine, TMMOB’nin emekten yana anlayışına ve odaların mesleki demokratik kitle örgütü kimliğine aykırı durumlar ele alınarak, Oda-üye ilişkisini ve Oda-çalışan ilişkisini ilkelerimiz doğrultusunda yeniden şekillendirilmelidir. Odalar kâr-zarar hesabına göre şekillenen “işçi-işveren” çelişkisinin kıskacında yönetilemez.

Yaşananlar hem MMO hem de TMMOB için bir alarm görevi görmelidir. MMO İstanbul Şube’nin Beşiktaş Belediyesi’yle yaptığı protokolün özel bir muayene kuruluşuna devri İstanbul’da da benzer gelişmelerin yaşanıp yaşanmayacağı konusunda endişeli bir bekleyiş yaratmaktadır.

Kamuya ait olması gerekirken piyasaya terk edilmiş teknik hizmet anlayışına uyum sağlamış bu gidişat tersine çevrilemezse; teknik görevli olarak çalıştıramadığı üyesine ihtiyaç duymayan, gelirlerini piyasadan sağlayan hizmet üretme anlayışının Odaları ve TMMOB’yi “piyasa koşullarında iflasa sürüklenen bir teknik muayene şirketine” dönüştürmesi kaçınılmaz olacaktır.

Çözüm önerilerimiz ve taleplerimiz

MMO başta olmak üzere TMMOB’nin tüm birimleri en kısa sürede “kamusal denetim” ile “ticari teknik hizmet üretimi” arasındaki farkı idrak etmeli, yönünü belediyelerin protokollerinden üyeye ve üyenin taleplerine dönerek tarihsel sorumluluklarını hatırlamalıdır.

Çözüm önerilerimiz şunlardır:

Tüm Odalar en kısa sürede işten çıkarmaların yaşanmasının asıl sebebi olan hizmet üretimi politikasından vazgeçmelidir. Kamu vicdanını rahatsız eden her teknik faciadan sonra ellerini ovuşturarak göreve (!) talip olduğunu açıklamak yerine, periyodik kontrol ve muayene gibi teknik denetimlerin belediyeler ve kamu kurumları tarafından yapılması savunulmalı, taşeronlaştırmaya karşı çıkılmalıdır. Sendikalar ve meslek alanında faaliyet gösteren diğer tüm kurumlar ile iş birliği içerisinde kamu kurumlarında güvenceli, kadrolu mühendis istihdam edilmesi için mücadele etmelidir. Teknik hizmet üretiminin Odalardan tasfiye edilmesi politikası uygulanırken, her bir çalışanın yaşam koşullarını gözetecek kolaylıkları sağlamalı, bir tek teknik görevlinin dahi “ne olacağım” korkusu yaşamasını engellemelidir. Makina Mühendisleri Odası, yıllardır emekleriyle Oda’yı omuzlarında taşıyan bütün çalışanlarına karşı borçludur ve bu borcu ödeyecek gücü vardır.

Oda, istihdam ettiği tüm çalışanların iş güvencesini sağlayacak politikalara dönmeli, piyasa koşullarına ya da yerel yönetimlerin insafına bağlı istihdam yollarından vazgeçmelidir. İş hacminde daralmalar gerekçe gösterilerek çalışanların yüzüstü bırakılması kabul edilemez, Odaların gündeminde “iş hacmi” gibi bir maddenin yer alması bile başlı başına büyük bir problemdir.

Şube ve Oda yönetimleri, elde bulunan tüm mali ve pratik olanakları değerlendirerek işten çıkarılan çalışanların hak kayıplarını önlemelidir. Çalışanlara makul süreli güvenceler sağlayarak hayatlarına devam etmelerini kolaylaştırmalı, sosyal ve ekonomik huzuru tesis etmelidir. Hatalı politikaların bedeli Oda emekçilerine ödetilemez.

Bir mesleki demokratik kitle örgütü olarak TMMOB, bağlı Odalar ve tüm Şubeleri, çalışan politikaları açısından tüm ülkeye örnek olmalıdır. Herhangi bir türden hak kaybı yaratılması kabul edilemez. Tam tersine, iş güvencesinden çalışma saatlerine, ücret ve diğer alacaklardan çalışma koşullarının en ince detayı adım adım herkes için hayal ettiğimiz dünyanın bir prototipi olacak şekilde geliştirilmelidir. Oda, çalışanlarının özlük haklarını en üst seviyede korumalı, sendikal örgütlenmeyi teşvik etmeli ve iş güvencesini eksiksiz savunmalıdır.

TMMOB Yönetim Kurulu’nu, bağlı Odaların Yönetim Kurullarını ve tüm meslektaşlarımızı TMMOB’nin tarihsel sorumluluklarına ve mühendislerin emeğine sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Emeğimize ve Odalarımıza sahip çıkmaya devam edeceğiz.

Emekçi Demokrat Mühendisler