Elektrikli Araç Yangınları, İtfaiye ve Meslek Odalarının Sorumluluğu

24 Ağustos 2026 tarihinde Aydın ilinde magazinsel değeri yüksek bir otomobilde yangın çıktı. Yanan aracın 8 milyon değerinde olması, yangına müdahalenin 12 saat sürmesi gibi detaylar dışında, 30 yıllık tecrübeye sahip olduğunu ifade eden itfaiye müdürünün yaptığı açıklamalar konu hakkında söz söylemeyi bizler açısından zorunlu hale getirdi. Aydın Büyükşehir İtfaiye Müdürü’nün söylemleri bu konudaki bilimsel bulgular, test kuruluşlarının, Dünya ve Türkiye’deki İtfaiye teşkilatlarının yaklaşımları ve faaliyetleri ile bağdaşmıyor. Bu yazının doğru anlaşılması için bu konuşmanın dinlenmesi gerekiyor.  (Instagram)

Maalesef gündem sıcakken bu yazıyı yetiştiremedik, amacımız konunun uzmanlarının ve birebir muhataplarının da olduğu bir topluluğa konuyu tartıştırmaktı. Ancak birçok konuda olduğu gibi bu konuda da mevcut deneyimler ve olaylara karşı geleneksel tavır alışlar nedeniyle başarılı olamadık. Ancak bu bizim görüşümüzü paylaşma isteğimizi törpülemedi. Emekçi Demokrat Mühendisler Meslek Gelişmelerini İzleme ve Mesleki Üretim Komisyonu olarak her türlü katkı, görüş ve eleştiriye açık olan bu değerlendirmemizi sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Bir itfaiye müdürünün, sürekli olarak “Bu ürünü belediye başkanımızın direktifleri ve talimatıyla aldık”, “Hazırlıklara onun talimatları ile başladık” gibi ifadelere sığınması, dikkatle ele alınması gereken bir durumdur. Zira bir itfaiye teşkilatının asli görevlerini ancak başkanın doğrudan emriyle yerine getirmesi, sağlıklı ve özerk bir işleyişin göstergesi olarak kabul edilemez. Bu yaklaşım, ister istemez şu soruyu akla getirir: Başkan talimat vermeseydi, elektrikli araç yangınlarına müdahale için hiç mi hazırlık yapılmayacaktı?

Öncelikle, konuşmanın daha ilk cümlelerinde kendini belli eden bu zihniyetin iyi anlaşılması ve köklü bir eleştiriye tabi tutulması gerekir. Kurtarma ve yangınla mücadele gibi hayati hizmetler, kişisel iradelerin değil, kurumsal öngörü ve mesleki sorumluluğun eseri olmalıdır. Başkandan başkana, belediye yönetiminden belediye yönetime bu davranış değişiklik gösteremez.

Dil düşüncelerimizin ve nasıl hareket edildiğinin bir aynasıdır. İtfaiye müdürünün elektrikli araç yangını için kullandıkları yangın söndürme battaniye ekipmanından sürekli olarak ürün olarak bahsetmesi “gayet iyi bir söndürme müdahalesi gerçekleştirdik” diyeceğine “gayet iyi bir ürün, bunun sayısını arttıracağız” şeklinde söylemesine dikkat edilmelidir. Elbette ekipmanlar ve onun özellikleri kullanıcıları tarafından övülebilir, başarıları aktarılabilir, ancak kullanılan dil bize olay örgüsü hakkında bilgi vermektedir.

Yangın söndürme battaniyelerinin kullanımı

Yangın söndürme örtüleri veya daha sık kullanılan adıyla battaniyeleri 1890’lı yıllarda icat edilen ve geçtiğimiz yüzyılın ortalarında yaygınlık kazanan bir faydalı yangın söndürme ekipmanıdır. İçten yanmalı motorlu araç yangınlarında sıklıkla kullanıldıkları gibi, yine elektrikli araç yangınlarında da yardımcı bir ekipman olarak kullanılmaktadırlar. Elektrikli araç yangınları için araştırma yapan bilimsel laboratuarların bulguları ve önerileri sonucunda, İtfaiye teşkilatlarının bağlı bulunduğu uluslararası ve ulusal çatı kuruluşları bu battaniyelerin dikkatle kullanılması gerektiğini, özellikle patlama risklerini bildirmişlerdir. En çarpıcı örnek olarak, dünyanın en çok araç yangınları olan ülkesi Amerika Birleşik Devletlerinin resmi İtfaiye araştırma ve meslek kuruluşları, 11 Haziran 2025 tarihli bir genelge yayınlayarak, elektrikli araç yangınlarında battaniye kullanımı konusunda uyarmışlardır. Bu uyarı ilgili ekipmanın kullanılmamasına ilişkin değildir, kullanırken dikkat edilmesi gereken riskler ile ilgili bir uyarıdır. (Urgent Safety Advisory on Hazards Involving Fire Blankets for Electric Vehicle Fire Suppression)

Bu genelgeden ülkemizdeki İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin haberdar olduğunu, çalışanlarının sosyal medyada yaptıkları yorumlardan dolayı biliyoruz.

Esas eleştirilmesi gereken sözler ise battaniye kullanımından sonra gelen anlatımlardır. Örtünün örtüldüğü ancak yangının bataryanın tamamen deşarj olmasından sonra söndürülebildiği aktarılmaktadır.

Batarya yangınlarının bataryanın elektrik yüküyle hiç bir alakası yoktur

Batarya yangını, bataryanın enerjisi en üst seviyede de olsa en alt seviyede de olsa, oluşur ve devam eder. Bu çok temel bir bilgidir. Yangının araç bataryasının doluluğu ile eşlenmesi ve bir bilgi kirliliği olarak yayılmasının yangın ile mücadeleyi zayıflatıcı bir rolü vardır. Aynı şekilde alevlenmenin oksijenle oluştuğu da konu videoda söylenmektedir. Oysaki elektrikli araç yangınlarının bir nolu öğretisi, yangının oksijen olmadan da oluşabildiği bilgisidir. Türkçeye ısıl kaçak veya termal kaçak olarak çevrilen ingilizcesi Thermal Runaway kavramı bilinmeden bunun nasıl oluştuğuna ve tekrarlandığına dair mekanizma anlaşılmadan yapılan yorumların bilimsel doğruluğu yoktur ve yangın mücadelesini zaafa uğratabilecek, gerek itfaiye personelinde gerekse de halkta yanlış anlaşılmalara ve ciddi risklere sebebiyet verme durumu bulunmaktadır.

Araç yangınları kompleks yangınlar olarak oluşurlar, yani birden fazla yangın tipi aynı anda oluşabilir. İlgili standart otoriteleri oluşan kafa karışıklıkları önlemek, metal yangınları ile karışmasının önüne geçmek ve daha iyi bir mücadele için yeni bir yangın sınıfı olan -L sınıfı- yangını EN2:2025, ISO 3941:2026 ana standardı çok yakın zamanda güncellenmiştir.

Aracı oksijensiz bırakmak, yangının sönmesini sağlamayabilir

Araç kuma da gömülse, suyun içine de konulsa da oksijenle teması olduğu sürece yangının devam edeceğine dair yapılan bildirim, yine bilim ve akıl dışıdır ve bir gerçekliği bulunmamaktadır. Elektrikli araç yangınlarının ilk zamanlarında oluşan bir takım algıların, işi ve görevi yangın söndürmek olan bir teşkilatın lideri tarafından dillendirilmesi kabul edilemez. Elektrikli araç yangınları; ISO 17840-1,2,3,4 standartlarında tanımlanan kurallar ve dünyanın 38 ülkesinin üyesi olduğu, içlerinde AB, ABD, Japonya, Kore, Rusya, İran gibi ülkelerin bulunduğu Uluslararası İtfaiye ve Kurtarma Teşkilatının – CTIF International Association of Fire and Rescue Services –  Türkiye’deki iki itfaiye teşkilatı mensubu tarafından Türkçeye de çevrilmiş olan  “Elektrikli araçlar için acil müdahale – Operasyonel Kılavuz”undan faydalanarak müdahale gerçekleştirilir. İlgili kılavuza aşağıdaki linkten ulaşılabilir:
Operational Guide 2025: Emergency Response for Electric Vehicles | CTIF – International Association of Fire Services for Safer Citizens through Skilled Firefighters 

Aydın’daki söndürme operasyonunun 12 saat sürdüğü, battaniyeden sürekli duman çıkışı olduğu ve itfaiye personelinin battaniye üzerine su sıktığı sosyal medyaya yansıyan haberlerde gözlemlenmiştir. Bu kılavuzda belirtilen teknikler kullanılsa, yangının çok daha kısa sürelerde kontrol altına alınabileceği yönünde görüş ve yorumlar, ilgili uzmanlarca sosyal medya kanallarında paylaşılmıştı.

Elektrikli araç yangınını söndürmede izlenmesi gereken bilimsel yol

İtfaiye teşkilatının aracı tanımlayıp, ilgili ilk müdahale prosedürlerine ulaşıp, mümkünse elektrik sigortasından itfaiye personelinin müdahalesi sırasında risk oluşturabilecek ve yine yangını tetikleyebilecek başta yüksek akımı ilgili sigorta önleminden kapatması, yangının bataryadan olup olmadığının tespiti, eğer bataryadaysa termal kameralar yardımıyla termal kaçak noktasının bulunması, bu noktaya direk olarak çok yüksek basınçta su sisi uygulanarak ısının düşürülmesi (CTIF’in ilgili Kılavuzunu da hazırlayan İsveç kurtarma teşkilatı termal kaçak bölgesine uygulandığında çok daha az miktarda su ile yangının kontrol edilebileceğini ispatlamış ve bu çalışmalar literatüre kazandırılmıştır – (7) Putting out a 3 kWh lithium ion batterypack with 10 gallons of water – YouTube) bu işlem uygulanırken bu iş için özel geliştirilmiş ekipmanların kullanımı, yangının ve dumanın etrafa tesirini önleyici battaniyelerin kullanımı, yine ikincil tutuşma fenomenine karşın aracın termal kamera ile sürekli ve sık şekilde gözetlenmesi, aracın çevreye oluşturabileceği zararların minimize edilmesi için uygun konteynere alınması gibi adımlar tüm dünya itfaiye teşkilatlarınca uygulamaya sokulmuş ve pratikte geliştirilmeye devam eden uygulamalardır.

Elbette yeni bir teknoloji olan elektrikli araçların yangını ile mücadele öğrenme sürecinden geçmektedir. Ülkemizde de bir TOGG aracının alev almasından sonra yangının kontrol edilip hemen taşıyıcı araç üzerine alınması, ancak akabinde nakledilirken yeniden alevlenmesi gibi ikincil tutuşma fenomenine benzer olaylar yaşanmıştır. Yangın ile mücadelede doğru bilginin öğrenilmesi, yayılması ve doğru müdahale, daha az can ve mal kayıplarının oluşmasına yol açacaktır.

Elektrikli araç yangınları konusunda çalışan uzmanlar her bir olayın etkilerini dikkatle incelemekte, zehirli gazların yayılımı, aniden oluşan patlamalar, elektrik çarpması risklerine karşı sahadan alınan bilgiler ışığında yöntemler geliştirmektedirler. Müdahale ekiplerinin araçlarını park edecekleri yerin rüzgar yönüne göre belirlenmesinden itfaiyede müdahalede bulunacakların araca 45 derecelik diagonellerden yaklaşması, araç içerisine uzatılacak malzemenin yalıtkanlığına kadar bir çok faktör değerlendirmeye alınmakta ve geliştirilmektedir.

Elektrikli araç yangınları ve meslek odalarının sorumluluğu

Elektrikli araç yangınları konusunda meslek odalarının rolü daha da belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. Elektrikli araç teknolojisinin yaygınlaşması, beraberinde geleneksel yöntemlerle çözülemeyecek nitelikte yeni güvenlik ve yangın risklerini getirmektedir. Müdahale ekiplerinin sahadaki bilgi eksikliği ya da kulaktan dolma yaklaşımları, hayati tehlikeleri ve kamu zararını artırmaktadır. İşte bu noktada meslek odalarına düşen rol, sadece yaşanan olayları izlemek değil, bilimsel verinin ve uluslararası standartların taşıyıcısı olmaktır.

Meslek odaları; ISO standartları, CTIF kılavuzları ve güncel mühendislik yaklaşımları doğrultusunda rehber kitaplar, teknik broşürler ve rehberler hazırlayarak kamuoyunu ve yetkili kurumları bilgilendirmelidir. Termal kaçak (thermal runaway) mekanizması, batarya yangınlarının karakteristikleri ve doğru müdahale teknikleri üzerine düzenlenecek periyodik eğitimlerle, başta itfaiye personeli olmak üzere sahadaki tüm uygulayıcıların yetkinliği artırılmalıdır.

Ayrıca meslek odaları; test kuruluşları, üniversiteler ve itfaiye teşkilatları arasında köprü görevi görerek, teknik mevzuatın güncellenmesinde aktif rol almalıdır. Meslek odalarının kamusal sorumluluk bilinciyle sunacağı bu eğitim, yayın ve denetim faaliyetleri, karşılaşılacak sorunların azaltılmasında önemlidir.

İtfaiye teşkilatının yapması gerekenler

İtfaiye teşkilatlarının elektrikli araçlar gibi yeni nesil teknolojilere ve değişen risk profillerine adapte olabilmesi için yapılanma, bilgi yönetimi ve kurumsal altyapı kritik önem taşır.

Bu doğrultuda, hem teşkilat içi dönüşüm hem de ulusal/merkezi düzeyde bilginin yönetilmesi için atılması gereken adımlar vardır.

Merkezi bir bilgi ve araştırma kurumu kurulmalı

Gelişmiş ülkelerde (örneğin ABD’deki USFA / NIST veya Avrupa’daki CTIF / RI.SE gibi yapılar) yangın ve afet yönetimi sadece belediyelerin yerel imkânlarına bırakılmaz; ulusal düzeyde bir bilimsel ve teknik koordinasyon merkezi bulunur.

Türkiye’de de benzer şekilde AFAD, belediyeler, üniversiteler ve meslek odalarının iş birliğiyle bir “Ulusal Yangın ve Güvenlik Araştırma Enstitüsü” veya “Merkezi İtfaiye Bilgi Bankası” benzeri bir kurum oluşturulmalıdır. Bu kurumun işlevleri şunlar olmalıdır:

Standart veri deposu: Türkiye’de satılan tüm araçların (TOGG, ithal EV’ler, hibritler) acil müdahale kılavuzlarını (Rescue Sheets / ISO 17840) tek bir dijital platformda toplamak ve sahadaki itfaiyecilerin erişimine sunmak.

Olay veri tabanı ve analiz: Ülke genelinde meydana gelen tüm yeni nesil yangın ve kaza verilerini toplayarak “kök neden” ve “müdahale etkinliği” raporları yayımlamak.

Test ve akreditasyon: Yerli ve ithal müdahale ekipmanlarını (yangın battaniyesi, batarya delme nozulları vb.) bağımsız laboratuvar testlerine tabi tutarak standart belirlemek.

Teşkilatlar genel olarak bilgilenmeli ve eğitilmeli

Bilginin kişisel tecrübelere veya yönetici tercihlerine göre değil, kurumsal ve bilimsel esaslara göre akması sağlanmalıdır:

Müfredat standardizasyonu: Tüm belediyelerin itfaiye eğitim merkezleri için ortak bir “Yeni Nesil Teknolojiler ve Yangın Riski” müfredatı oluşturulmalıdır.

Sürekli akredite eğitimler: Yılda en az bir kez tüm personelin bilimsel yayınlar, test sonuçları ve güncel standartlar (ISO, EN, NFPA) ışığında yenileme eğitimleri alması zorunlu kılınmalıdır.

Akademik ve teknik iş birlikleri: İtfaiye daire başkanlıkları; Üniversitelerin Otomotiv/Elektrik/Kimya Mühendisliği bölümleri ve TMMOB gibi meslek odaları ile sürekli danışma kurulları oluşturmalıdır.

Bilgi yayılmalı ve kurumsallaştırılmalı

Toplanan ve üretilen bilimsel bilginin hem kurum içine hem de kamuoyuna doğru şekilde aktarılması gerekir:

Saha ekipleri için dijital altyapı: İtfaiye araçlarına tablet/mobil bilgi sistemleri entegre edilerek, olay yerine seyir halindeyken aracın şasi no/plakasından yüksek voltaj bileşenlerinin yerini ve müdahale protokolünü gösteren sistemler kurulmalıdır.

Bilgi kirliliği ile mücadele ve doğru kamuoyu bilgilendirmesi: Yangın sonrası yapılan medya açıklamalarının haber değeri kaygısından uzak, teknik ve bilimsel terimlere uygun yapılması için “Basın ve Kamuoyu Bilgilendirme Protokolleri” hazırlanmalıdır.

Vatandaş eğitimi ve farkındalık: Bireysel elektrikli araç sahipleri, şarj istasyonu işletmecileri ve kapalı otopark yöneticileri için tehlike anında yapılması ve yapılmaması gerekenleri anlatan kamu spotları ve rehberler yayımlanmalıdır.

Mehmet Akdemir
Makina Mühendisi